Ank'ra!
Geçen gün hava limanı yolunda, kırmızı pantolonlu, dar tişörtü üzerine ceket giymiş kırmızı ayakkabılı genç, kendisine bir konuda yardım eden bir bayana, kolundan çıkardığı bilekliği verdi ve teşekkür etti. Ö_Ö
Sonra sırıtarak geçti vakit. Hoşuma geldi tabi.
Bir de dün, yaya geçidinde bir araç durup, yayaya yol verdi. Eğer o yaya ben olsaydım, teşekkür ederdim. Ama ben değildim işte.
Veee, Cumartesi!
Cinnah'ta sol şeritte önüme önüme çıkan adamı, ileride yakalayıp konuştuğumda, geçiş üstünlüğü nedir bilmeyerek, "sağınızda yol vardı hanfendi" dediğinde dövmek istemediysem yalandır.
Sinirden öyle bir bağırdım ki, sonraki yarım saat "boğazlarım" ağrıdı.
Hala geceleri uyandığımda, ben o adama neden bunu demedim, bunu yapmadım diye düşünüyorum.
Ank'ra araç sürücülerinin benim eğitimime ihtiyaçları var. EVET!!
Çok kötü araç kullanıyorsunuz, istisnasız!
Showing posts with label şikayetçi. Show all posts
Showing posts with label şikayetçi. Show all posts
Tuesday, 19 March 2013
Thursday, 21 February 2013
Seni Adam Yerine Koymadığımızı Söylemek Üzere Adam Yerine Koyduk ve Resmi Bir Yazı Yazdık
Emniyet bana böyle dedi.
Şikayetlerimizi anında 155e bildirmemiz gerekiyormuş.
Peki ya dünkü olay?!!
Bir takım sebeplerden ötürü, valizimi sabah çeke çeke getirmiş, aynı akşam da çeke çeke götürmeyeyim diye taksiye binmiştim.
İnince, adam valizi bagajdan çıkardı. Ben teşekkür ettim. Gidiyorum ki, dann diye bir ses. Bagajı dövüyor adam. Sonra aracına bindi, zemin zaten ıslak. Bir patinaj. Araç kalkmadı yerinden birkaç saniye.
Naptım adama bilemiyorum. Valizimle kısa mesafe gittim diye mi kızdı acaba?!
Ben bu adamı kime şikayet edicem?!! Ben bu adamı dövsem hatalı mıyım?
Bir hanfendi gibi düştüğüm yerle alakalı olarak gelen cevap da; "yer net değil, müdahale edemeyiz" oldu.
Sana inancım kırıldı Ank'ra. Ama bir gün seni yenicem!!!!1
Şikayetlerimizi anında 155e bildirmemiz gerekiyormuş.
Peki ya dünkü olay?!!
Bir takım sebeplerden ötürü, valizimi sabah çeke çeke getirmiş, aynı akşam da çeke çeke götürmeyeyim diye taksiye binmiştim.
İnince, adam valizi bagajdan çıkardı. Ben teşekkür ettim. Gidiyorum ki, dann diye bir ses. Bagajı dövüyor adam. Sonra aracına bindi, zemin zaten ıslak. Bir patinaj. Araç kalkmadı yerinden birkaç saniye.
Naptım adama bilemiyorum. Valizimle kısa mesafe gittim diye mi kızdı acaba?!
Ben bu adamı kime şikayet edicem?!! Ben bu adamı dövsem hatalı mıyım?
Bir hanfendi gibi düştüğüm yerle alakalı olarak gelen cevap da; "yer net değil, müdahale edemeyiz" oldu.
Sana inancım kırıldı Ank'ra. Ama bir gün seni yenicem!!!!1
Thursday, 24 January 2013
Fuuuuu!
Hep seviniyorum ya, övünüyorum işe yürüyerek gidip geliyorum diye. Bu sabah yine bir elit ofis personeli gibi giyindim, çıktım evden.
Tam bir Manhattan!lı gibi sol koluma astığım pespembe şemsiyem ile elimde zencefilli bişili bir bitki çayı var.
Sağ elimde de telefon. Her sabah olduğu gibi BK ile konuşuyorum.
Heyecanlı bir şeklide hayallerimden bahsederken, vıjjt düştüm.
İşte şu sarı noktada! Tam ana cadde yanında!
Sol elimdeki koca kapalı termos bardak zemine oturdu, sanki masanın üzerine nazikçe bırakırmışsın gibi. Sol ayağım altıma girdi. Bir yandan da telefonda sakince "düştüm, düştüm ben" diyorum. BK şoka girdi sanırım, ses yok. Sonra "düştüm ben" dedim tekrar.
Ayağa kalktım. Baktım çizgi romanlı çorabım yırtılmamış. Zemin kaygan ama üzerimde herhangi bir düşme ibaresi yok. Kendime kızdım, neden telefonda konuşuyorum diye. Kapattım telefonu nazikçe.
Sonra da, elit ofis personeli mi kalmadı, topuklu çizme mi, Ank'ra'nın kaygan kaldırım taşları mı?! Zaten sabah fark ettim kayıp düşebileceğimi, tıpkı bir Geyşa gibi minik adımlarla yürüyordum.
Ofise gelince de, belediyeye şikayet ettim. Belimdeki hafif sızı ciddileşirse, dava açacağımı da ilettim.
Dün de yaya geçidinden geçen biz bir avuç yayaya, yine aynı yerde hızla gelip, korna ile çekilin ikazı yapan taksi sürücüsünü şikayet etmiştim.
Ofisteki arkadaşlarım "çok protest bir insansın, sanki Avrupalıymışsın gibi" dediler. Cevabım şöyle oldu: "ben dünyayı değiştireceğim!"
Görünür bir hasar yok.
Neyse siz çoraplarıma bakın, ben de Pinky & The Brain misali, plan yapayım.
Tam bir Manhattan!lı gibi sol koluma astığım pespembe şemsiyem ile elimde zencefilli bişili bir bitki çayı var.
Sağ elimde de telefon. Her sabah olduğu gibi BK ile konuşuyorum.
Heyecanlı bir şeklide hayallerimden bahsederken, vıjjt düştüm.
İşte şu sarı noktada! Tam ana cadde yanında!
Sol elimdeki koca kapalı termos bardak zemine oturdu, sanki masanın üzerine nazikçe bırakırmışsın gibi. Sol ayağım altıma girdi. Bir yandan da telefonda sakince "düştüm, düştüm ben" diyorum. BK şoka girdi sanırım, ses yok. Sonra "düştüm ben" dedim tekrar.
Ayağa kalktım. Baktım çizgi romanlı çorabım yırtılmamış. Zemin kaygan ama üzerimde herhangi bir düşme ibaresi yok. Kendime kızdım, neden telefonda konuşuyorum diye. Kapattım telefonu nazikçe.
Sonra da, elit ofis personeli mi kalmadı, topuklu çizme mi, Ank'ra'nın kaygan kaldırım taşları mı?! Zaten sabah fark ettim kayıp düşebileceğimi, tıpkı bir Geyşa gibi minik adımlarla yürüyordum.
Ofise gelince de, belediyeye şikayet ettim. Belimdeki hafif sızı ciddileşirse, dava açacağımı da ilettim.
Dün de yaya geçidinden geçen biz bir avuç yayaya, yine aynı yerde hızla gelip, korna ile çekilin ikazı yapan taksi sürücüsünü şikayet etmiştim.
Ofisteki arkadaşlarım "çok protest bir insansın, sanki Avrupalıymışsın gibi" dediler. Cevabım şöyle oldu: "ben dünyayı değiştireceğim!"
Görünür bir hasar yok.
Neyse siz çoraplarıma bakın, ben de Pinky & The Brain misali, plan yapayım.
Subscribe to:
Posts (Atom)



